foto1
Okul yolu bir Eğitim ve Öğretim Sitesidir
foto1
Öğretmen anıları şiirleri fıkraları planları soru bankası
foto1
İdare gerekli dokuman mevzuat yönetmelik genelge
foto1
Eğitim haberleri belgeselleri videoları filmleri
foto1
Dünyamız ve çevre bilim araştırma
emeklilik işlemleri mevzuat gün ve haftalar anı şiir dokuman belge form rehberlik plan atasözü deyim fıkra biyografi denetim efsaneler dünyanın yedi harikası eski Türk sanatları idareci görev dağılımı çocuk oyunları zümre eba sivil savunma yangın korunma atamalar öğretmen kılavuz ders kitapları hem görev dağılımı öğretmen program nöbet çizelgesi çalışma programı arşiv evrakları osym yok duyuru trafik Read More...

Okul Yolu

İdareci öğretmen ve öğrenciler için Bir Eğitim ve öğretim sitesi

.

 

....

 

webservis

site ekle site ekle  

Atatürk’ün Balıkesir Ulucami de okuduğu hutbe!..

7 Şubat’ta Ulucami'de öğle namazını kalabalık bir ce­maatle kıldık. Sonra mevlit okundu. Bundan sonra da M. Kemal Paşa minbere çıkarak mükemmel bir hutbe okudu.

Tarihî hutbeyi aynen veriyorum:

 

(..Millet. Allah birdir, şanı büyüktür, Allah'ın selâmeti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakayık-ı diniyeyi tebliğe memur resul olmuştur. Kanun-u Esasî cümlenizce malûmdur ki Kur'an-ı Azimüşşân'daki nusus (açık-lık)'tur. insanlara feyz vermiş olan dinimiz son dindir, ek-mel (eksiksiz) dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve ha­kikate tamamen tevafuk ve tetabuk ediyor, eğer akla, man­tığa ve hakikate tevafuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavain tabbiyeyi ilâhiye beyninde tezat olması icap ederdi. Çünkü bilcümle kavanin kevniyeyi (dünya ve ahiret yasa­ları) yapan Cenâb-ı Hak'tır.

Arkadaşlar;

Cenâb-ı Peygamber, mesaisinde iki dareye (daire), iki haneye malik bulunuyordu. Biri kendi hanesi, diğeri Al­lah'ın evi idi. Millet işlerini, Allah'ın evinde yapardı. Haz­ret-i Peygamber'in eser-i mübareklerine iktifaen bu daki­kada milletimize, milletimizin hal ve istikbaline ait hususatı görüşmek maksadıyla bu dâr-ı kudside Allah'ın huzu­runda bulunuyoruz. Beni mazhar eden, Balıkesir'in dindar ve kahraman ihsanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyo­rum. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın ya­tıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lâzım geldiğini düşünmek yalnız meşveret için yapılmıştır. Millet işlerin­de her ferdin zihni başlı başına faaliyette bulunmak için-elzemdir, işte biz de burada din ve dünya için, istikbal ve istiklâlimiz için. bilhassa hâkimiyet için neler düşündüğü­müzü meydana koyalım. Ben kendi düşüncemi söylemek istiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Âmal-ı milliye, irad-ı milliye yalnız bir şahsın düşüncesin­den değil bilûmum efrad-ı milletin arzularının, emellerinin muhassalasından ibarettir. Binaenaleyh benden ne öğren­mek, ne sormak istiyorsanız, serbestçe sormanızı rica ede­rim.»

Gazi minberden indi ve mihrabın önünde, namaz kıl­dığımız yerde yanıma geldi. Halkın sorularına cevap verir­ken su sözleri ile, hutbe-l sena ile izah etti:

«Biliyorsunuz ki, Hazret-i Peygamber, zaman-ı saadet­lerinde hutbeyi kendisi irat ederdi. Gerek Peygamber Efen­dimiz ve gerek Hulefâ-i Raşidîn (ilk dört halife) hutbeleri­ni okuyacak olursanız, görürsünüz ki, gerek Peygamber'­in ve Hulefâ-i Raşidîn'in söylediği şeyler, o günün mese­leleridir. O günün askerî, idarî, malî, siyasî ve içtimaî hususatıdır. Ümmet-i islâmiye tekessür (çoğalma) ve mema-lik-i islâmiye tevessüse başlayınca Cenâb-ı Peygamber'in ve Hulefâ-i Raşidîn'in hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin irat etmelerine imkan kalmadığından halka söylemek iste­dikleri şeyleri iblâğa birtakım zevatı memur etmişlerdi. Bun-dan herhalde en büyük rüesaydı (başkanlar). Onlar cami-i şerifte ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı tenvirve irşat için ne söylemek lazımsa söylerlerdi. Bu tarzda devam ede­bilmesi için bir şart lâzımdı. O milletin reisi olan zatın hal­ka doğru söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmama­sı, halkı ahval-i umumiyeden haberdar etmek son derece haiz-i ehemmiyettir.

Çünkü herşey açık söylendiği zaman halkın dimağı hal-i faaliyette bulunacak, iyi şeyleri yapacak ve milletin zara­rına olan şeyleri red ederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir» diyerek padişahların hutbeyi Arapça okumalarını istibdatlarını idame için olduğunu, taunun için hutbenin Türkçe olması lüzumunu bildirdi.

uğur Mumcu Kazım Karabekir'i anlatıyor alınmıştır.

Nezihe Araz'ın arşivimde bulduğum ,Tarihini hatırlamadığım bir gazete makalesi İnsani!..... duygular taşıyanlar için gerçekten çok  ilginç!...

..

 

.....

 

...