foto1
Ahmet Şerif İzgören Avcunuzdaki Kelebek
foto1
Öğretmene notlar
foto1
Personele Ait Mazeret İzin Onay Belgesi
foto1
Beyin yıkama ve İkna metotları
foto1
Nöbet ve ders dağıtım çizelgesi
Çocuğun tacize uğradığı nasıl anlaşılır Çocuklarda tırnak yeme alışkanlığı Okulda başarının sırrı Çocuğum üstün yetenekli M.E.Bakanı Dr. Reşit Galip'in öyküsü Güçlü hafıza neyle bağlantılı Son çıkan yönetmelikler Zaman yönetimi Yönetici teftişine istenenler İdareci yıllık çalışma planı Kasla ve kemikle başarılamayan Bunları bilelim Sınıf Yönetimi Motivasyon vieoları.Read More...

Okul yolu

Eğitim ve Öğretim konulu bir site

Osmanlı İrlanda'ya yardım etmiş

1845’teki açlık yıllarında İrlanda’ya yardım eli Osmanlı’dan uzanmış.. 10 Ekim 2009

Osmanlı Devleti, İrlanda'da 1845 yılında yaşanan ve halkın büyük bir bölümünü açlıkla yüz yüze getiren kıtlık nedeniyle 1000 altın yardımda bulundu.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1845'te kıtlık yaşanan İrlanda'ya Osmanlı Devletinin yaptığı maddi yardım üzerine İrlandalı asilzadeler bir teşekkür mektubu gönderdi. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığında yer alan ve Padişah Abdülmecid'e hitaben yazılan 1847 tarihli mektupta, şu ifadeler yer alıyor:

''Majesteleri Osmanlı Padişah'ı Sultan Abdülmecid Han'a,

Tanrı majestelerinden razı olsun. Biz aşağıda imzası bulunan İrlandalı asilzadeler, ileri gelenler ve tüm halk olarak, majesteleri tarafından çilekeş ve ıstıraplı İrlanda halkına gösterilmiş olan ihsan ve teveccühün cömertliğine en derin teşekkür ve minnetimizi ifade etmek ve halkımız adına İrlandalıların sıkıntılarını hafifletmek ve acılarını dindirmek için gönderilen 1000 poundluk cömert yardıma, teşekkür için müsaadenizle hürmetlerimizi sunuyoruz.

Eşine az rastlanır türde, ülkemizde ansızın ortaya çıkan kıtlık ve fakir halkın karşı karşıya kaldığı çaresizlik Allah'ın hikmetiyle takdir olunmuştur. İrlanda halkının, bu durumda kendilerini ve ailelerini açlık ve ölümden korumak adına diğer ülkelerin şefkat ve cömertliğine başvurmaktan başka seçeneği kalmamıştır. Majestelerinin bu zor durumdaki insanların yardım talebine verdiği mertçe cevap büyük Avrupa devletlerine kıymetli bir örnek olmuştur.

Bu, vaktinde yapılmış hayırlı davranış, pek çok kişiyi ferahlatmış ve ölümden kurtarmıştır. Onlar adına tekrar majestelerine minnettarlığımızı sunmak, idareniz altında bulunan ve ihsanınızda payı olan halkınızın ve ülkenizin, katlanmak zorunda kaldığımız sıkıntılardan muhafaza buyrulması dileğimizi izninizle ifade ediyoruz.''

BÜYÜK PATATES KITLIĞI

İrlanda'da 1845-1850 yılları arasında patates, kısmi ürün kaybına neden olan bir parazit istilasına uğradı.

O dönemde büyük çoğunluğu tarıma bağlı İrlanda halkının 1 milyona yakını, bunun üzerine baş gösteren kıtlık sonucu kıtlıkla ilişkili hastalıklardan hayatını kaybederken, pek çoğu da Amerika Birleşik Devletlerine göç etti.

Bu sırada İrlanda asilzadeleri de çeşitli ülkelerden İrlanda halkına yardım çağrısında bulundur.

''MUHTAÇ OLANA YARDIM OSMANLI'NIN ŞİARI...''

Konuya ilişkin AA muhabirine bilgi veren Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanı Önder Bayır, Osmanlı parasıyla 1000 altın lira değerindeki yardımın, dönemin İngiliz Büyükelçisi Mösyö Velsle kanalıyla İrlanda halkına iletildiğini aktardı.

19. yüzyılın ortalarında Avrupa'nın başka ülkelerinde de kıtlık yaşandığını belirten Bayır, Osmanlı'nın Macaristan, Hollanda, Polonya, Sumatra hatta ABD gibi ülkelere de bu tür yardımlarda bulunduğunu kaydetti.

Bayır, şöyle konuştu:

''Osmanlı İmparatorluğu'nun bir şiarı var; dünyanın neresinde kıtlık varsa özellikle geçimini ziraatla temin eden ülkelere yardımda bulunuyor. İlla ki bir yardım talebi gelmesini de beklemiyor. Koruyucu bir yapısı var. İmparatorluk olarak kendisini gerek Avrupa gerek Orta Doğu ve Afrika topraklarından mesul addediyor. Yardım ihtiyacını tespit ederse büyük devlet olmanın şiarıyla yardım ediyor. Bu yardımlar sadece maddi de olmuyor. Gerekirse askeri, gerekirse sözlü yardım ediyor. Mesela Macaristan Kralı ve İsveç Kralı Demirbaş Şarl bize sığınıyor. Fransa Kralı Fransuva, Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken'e esir düştüğünde İmparator'a 'Bu devirde kral esir almak caiz değildir. Ya kralı bırakırsın ya gerekeni yaparım' şeklinde haber gönderiyor.''

Önder Bayır, İrlanda'ya yapılan yardım sonucunda teşekkür mektubunun gönderilmesinin yanı sıra, bu yardımın anısına İrlanda'nın başkenti Dublin yakınlarındaki Drogheda adlı kentin belediye binasına da bir teşekkür plaketi asıldığını sözlerine ekledi.

http://www.haber3.com/osmanli-irlandaya-yardim-etmis-513674h.htmalınmıştır

Şimdi den sonra bu devlet yıkılır mı?

Yavuz Sultan Selim Doğu seferlerinden sonra Veziri Piri  Mehmet Paşa yı çağırdı ve:

-Piri Lalam Allah'ın izni ile Mısır’ı, Arabistan’ı aldık Hadim-ül Haremeyn unvanına kavuştuk. Şimdiye kadar her ne tarafa gittiysek başarıyla döndük. Hazinemizi Altın ile doldurduk. Şimdi den sonra bu devlet yıkılır mı?. Piri:

-Padişahım bu hal ile bu devlet yıkılmaz. Lakin üç şey var ki bunlar olursa yıkılması muhakkaktır.

-Bre Piri, bu nasıl söz? Benim hazinem de paramı yoktur. Mert ve kahraman kullarım ve askerim mi eksiktir, cephanem silahım mı yoktur. Atım, katırım, devem mi noksandır. Her yönden kuvvet ve kudretim yerinde iken o üç şey nedir ki? Bu cihan şümul imparatorluğumu yıksın?

-Devletlu Padişahım İzin verirseniz bu şeyi açıklayayım

1-Sadrazamlık, şu veya bu sebeple   bir cahil ahmağa verilirse,

2-Rüşvet kapısı açılır, her türlü melanet akçeye bulanır, bu kapıdan içeri girer, makamlar ehliyetsizlere verilirse,

3-Hükümetin yüksek makamlarında oturanlar, hanımların istekleri ile iş yaparlarsa ,o zaman bu devlet yıkılır, demiştir.

Padişah "Bunu yapanlardan ALLAH bizi korusun " diyerek susmuştur.

Doğru söze ne denir.

Kanuni, dans eden Fransızları tehdit etmiş

Fransızlar dans etmeye başlayınca Kanuni onları nasıl tehdit etmişti? 11 Temmuz 2006 15:56

Dans denen şey, ilk defa Kanuni zamanında Fransa'da yapılmaya başlanmıştı. O zaman Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları Avrupa'nın ortalarında idi ve Fransa'ya dayanıyordu. Bu dansın ilk yapılmaya başlandığını duyan Kanuni, zamanın Fransa Kralı'na bir mektup yazdı.

Kanuni'nin Fransa Kralı'na yazdığı tarihi mektup aynen şöyledir:

“Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Kanuni Sultan Süleyman Han'ım. Sefirimden aldığım rapora göre, memleketinizde dans namı altındaki gayri ahlaki şeyin yapılmakta olduğu mesmuu şahanem olmuştur. Hemhudut olmaklığımız dolayısıyle, iş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali müvacehesinde Namei Hümayunum yedinize vusulünden itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Orduyu Hümayunumla gelip men'e muktedirim!..”

Belge bilgisi: Nuh Gönültaş - Bugün gazetesi

 - Sor bakalım, bu 3 kişi kimdir?
 

1911 senesi Ramazan Bayramı’nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi öldürdüler. Teslim olanları da öldürdüler.

Trablus’ta kurdukları Divanı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi.

Birgün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti içinde mahkemenin önüne çıkarılır. Başkan Albay Carlo Torelli, bu zavallıları yargılamak için tercümana der ki:

- Sor bakalım, bu 3 kişi kimdir?

Elleri kelepçeli orta yaşlı olanı, gayet iyi bir İtalyanca ile cevap verir:

- Reis bey, tercüman istemez. Ben Türk ordusunun albayı Ahmet Alaeddin’im. Bu yaşlı zat emekli Paşa Mehmet benim babamdır. Savaş için görev istedi. Bu delikanlı ise benim oğlumdur. Gönüllü olarak askere gitmiştir.

Hâkim donup kalır.

- Yalan söylüyorsun, bu söylediklerin için belgen var mı?

Ahmet albay koynundan, kelepçeli elleri ile bir buruşuk kâğıt çıkartıp fırlatır.

İtalyan albayı şaşırmıştır. Zira salona, başlarında siyah şapka, boyunlarında asılı fotoğraf makineleri ile, biri İngiliz, biri Fransız 2 gazeteci girer. Hakim sözlerini tarta tarta konuşmaya mecbur kalır:

- Siz 26 Ekim 1912 günü bizim askerlerimizi arkadan vurdunuz. Bize bağlı kalacağınıza söz verdiğiniz hâlde bunu neden yaptınız?

- Türk hiçbir zaman arkadan vurmaz. Asıl siz bu topraklarda ne arıyorsunuz? Bu Avrupalıların bir haydutluğudur. O harekâtı bizzat idâre ettim.

- Suçlu, suçunu itiraf etmiştir. Kurşuna dizilmelerine karar verilmiştir.

Bu 3 kişi hemen dışarı çıkartılırken, 2 yabancı gazeteci ayağa kalkıp, bu mahkûmların önlerinde şapkalarını çıkartarak saygıyla selâmlarlar. Biraz sonra binanın arkasından, bir manganın silah sesleri geldiğinde, gazeteciler, mahkeme heyetine arkalarını dönüp dışarı çıkarken; mahkemenin eşiğine tükürmüşlerdir...

İsmail Yağcı / Türkiye Gazetesi / 13.1.2000