foto1
İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi
foto1
Açıklamalı ata sözleri ve deyimler
foto1
Biyografiler Ünlü kişiler şahıslar
foto1
İl İl Anadolu efsaneleri söylenceleri
foto1
Okullarda kutlanılan belirli günler ve haftalar
Açıklamalı atasözleri, deyimler, dokuman, bilmece, kantin okul aile birliği servis denetim formları, öğretmen şiir, anı, atama, mevzuat, genelge yönerge duyuru kanun belge Amerika’nın keşfi öğretmene gerekli not link dokuman biyografi Anadolu efsaneleri stresi yenmek verimli ders sınavlar soru yazılı zümre eba plan rehberlik burs aday öğretmen sivil savunma yangın önleme müdür öğretmen denetimi oyun yuz eser güzel sözler Türk devletleri soykırım deprem trafik orucu bozan şeyler üç aylar 54- 32 farz bilmece arşiv gorev dağılımı okulda çocuk oyunları yazılım donanım usb win7 kurulumu.Read More...

Okul Yolu

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

...

.

web

site ekle site ekle

VEREMLE SAVAŞ EĞİTİMİ HAFTASI
Ocak ayının ilk haftası

İnsanların sağlığı için en tehlikeli hastalıklardan biri de veremdir. Verem hastalığına halk arasında ince hastalık, tıp dilinde tüberküloz olarak bilinir. Bulaşıcı bir hastalık olan verem mikrobunu Robert Koch adında bir Alman doktoru bulmuştur. Onun için verem mikrobuna Koch Basili denir.
Bu mikrop insan vücuduna solunum ve sindirim yoluyla girer. Çabuk fark edilip önlem alınmazsa vücudu kemirir, zayıflatır. Ölüme neden olur.
Mikroplar hangi organa yerleşirse hastalık o organın adı ile anılır. Akciğer veremi, kemik veremi, gırtlak veremi, deri veremi, ilik veremi.. gibi.
Verem, insandan insana, hayvandan insana geçer. En yaygın olanı akciğer veremidir. Tıp bilimi ilerledikçe verem mikrobunu yok edici ilaçlar yapıldı. İnsanları bu hastalıktan korumak için aşılar bulundu. Verem aşısına B.C.G. aşısı denir.
Verem aşısı ülkemizde ilk kez 22 Aralık 1952 tarihinde yapılmaya başlanmıştır. Bu aşıyı sağlık kuruluşlarında bütün insanlar ücretsiz olarak yaptırabilir. Zaman zaman kent, kasaba ve köylerde B.C.G. aşı kampanyaları açılır, aşı yapılır. Bu aşı okullarda öğrencilere de uygulanır.
Cumhuriyetin kuruluşu ile beraber yapılan çok planlı ve sıkı çalışmalar sonucunda bu hastalık büyük oranda kontrol altına alınarak tehlike olmaktan çıkarılmıştır.

Yurdumuzda veremle savaşmak, kişilerin vereme yakalanmasını önlemek, hasta olanları sağlığa kavuşturmak amacı ile Verem Savaş Dernekleri kurulmuştur..verem Savaş Dernekleri; halkı verem tehlikesine karşı uyarır. Onları bu konuda aydınlatır. Hastalanmamak içi neler yapılması, nelerin yapılmaması konusunda bilgi verir.
Veremli hastaların sanatoryum denilen verem hastanelerinde iyileştirilmelerini sağlar. Ayrıca zayıf yapılı, kolaylıkla vereme yakalanabilir kişilerin prevantoryum denilen dinlenme yerlerinde bakımlarına yardımcı olur.

VEREMDEN KORUNMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER

  1. Havasız yerlerde kalmamalıyız.
  2. Dengeli beslenmeliyiz.
  3. B.C.G. verem aşısını yaptırmalıyız.
  4. Veremli hastaların eşyalarını kullanmamalıyız.
  5. Veremli hastanın tabağından yemek yememeli, bardağından su içmemeli, kaşık ve çatallarını kullanmamalıyız.
  6. Öksüren, hapşıran insanlardan uzak durmalıyız.
  7. Açık ve temiz havada dolaşmalıyız.

VEREM HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

  1. Geceleri terleme ve hafif ateşlenme,
  2. Kesik kesik öksürükler,
  3. Halsizlik ve devamlı yorgunluk hali.
  4. İsteksizlik
  5. İnsan vücudunda zayıflama belirir. Zayıflama ilk iki ay içerisinde yavaş, sonraki aylarda daha hızlı görülür.

VEREM AŞISINI BULAN (Robert Koch)

Robert Koch 1843 Aralığında Orta Almanya’nın bir köyünde doğdu. Bu dağ köyünde çocuklar oyun oynamak için kalabalık gruplar meydana getirirlerdi. Bir madencinin oğlu olan Koch da bunlarda biriydi, fakat bu çocuk bütün arkadaşları gibi gruplar içinde oynamanın yanı sıra sık sık yalnız başına kalıp çevresini incelemekten çok hoşlanırdı. Robert Koch çiçeklerin, böceklerin adlarını öğreniyor, kelebekleri inceliyor ve bu hayvanları hareket ettiren gücü araştırıyordu. Bir hamam böceği nefes alıp verebiliyor muydu ? Yüreği var mıydı ? Küçük Koch gelecekte bunları öğrenmeyi kafasına koymuştu.

İlk, orta öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra Tıp Fakültesine yazıldı. Ciddiliği ve çalışmasıyla dikkati çekiyor, eğlenceye hiç zaman ayırmayarak durmadan okuyor ve sistemli bir şekilde araştırıyordu. 1862’de Tıp Fakültesini başarıyla bitirerek Hamburg Hastanesi doktor yardımcılıklarından birine atandı.

Sabırlı, çalışkan bir kişi olan Doktor Koch, çevresindeki insanların kendisine üstün bir değer verdiklerini görüyor ve bu saygıyı kötüye kullanmayarak tükenmez bir çabayla araştırmalarına devam ediyordu. İnsanların hastalıkların pençesine düşmelerinden, birden bire sararıp solarak mum gibi eriyip gitmelerinden hayrete düşüyor, bunun nedenlerini öğrenmek istiyordu.

Bu soruların cevaplarının laboratuarındaki mikroskopta gizli olduğunu biliyordu. 1880 yılında Berlin Sağlık Kurulu’na atandı. Bu atama onun araştırmalarını genişletmesine yaradı. Gerçekten de işe başladıktan iki yıl sonra verem hastalığıyla ilgili ilk önemli araştırması yayınlandı.

1882 yılında bir gece hasta bir akciğer parçacığının dokuları içinde boyama usulüyle kahverengine boyanmış birçok canlının kıpırdadığını gördü. İşte bunlar insanların bela olan verem hastalığının mikrobuydu.

Bu önemli buluş bütün dünya bili alanında büyük bir ilgiyle karşılandı ve büyük yankılar uyandırdı. Bu arada birçok bilgin ve doktorla birlikte Hindistan, Afrika ve Japonya’ya geziye çıkan Koch, uyku hastalığı, malarya, tifüs gibi hastalıklar üzerinde incelemeler yaptı. Kolera hastalığını meydana getiren vibrion basilini buldu. Bütün bu keşiflerinden ötürü de 1905 Nobel ödülünü kazandı.

Yaşadığı sürece tıp konusundaki araştırmalarıyla insanlığa hizmet eden, birçok eser yayımlayan Dr. Koch, 67 yaşındayken 1910 yılında kalp yetersizliğinden öldü.

Veremli hastaların sanatoryum denilen verem hastanelerinde iyileştirilmelerini sağlar. Ayrıca zayıf yapılı, kolaylıkla vereme yakalanabilir kişilerin prevantoryum denilen dinlenme yerlerinde bakımlarına yardımcı olur. Onları bu konuda aydınlatır. Hastalanmamak içi neler yapılması, nelerin yapılmaması konusunda bilgi verir.

VEREMLE SAVAŞ

Verem hastalığı çok eski yıllardan beri insan sağlığını tehdit etmektedir. Bulaşıcı bir hastalıktır. Bu nedenle erken teşhis edilmesi hastalığın yayılmasını önlemek açısından önemlidir. Verem halk arasında “ince hastalık” diye adlandırılır. Tıp dilinde ise “Tüberküloz”dur. Alman bilim adamı Robert Koch, 1882 yılında vereme neden olan mikrobu keşfetmiştir. Bu buluşundan dolayı verem mikrobuna “KOCH” basili denir. Verem mikrobunun tanınması, hastalığı öldürücü olmaktan çıkarmıştır. Günümüzde verem, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Halk arasında verem denince akla ilk gelen akciğer veremidir. Oysa verem mikrobu vücuttaki birçok dokuya yerleşebilir. Örmeğin: Karaciğer, böbrek ve yumurtalıklarda görülebilir. Beyin zarı iltihabı, kalp dış zarı iltihabı ve eklem iltihabına neden olabilir. Kemik ve lenf bezlerinde hastalığa neden olabilir. Ama en çok akciğerlerde görülür.

Cumhuriyet kurulmadan önce ve kurulduktan sonra, verem hastalığı ülkemizde oldukça yaygındı.2. Dünyam Savaşı’nda dünyada ve ülkemizde verem hastalığı yayıldı ve ölümlere neden oldu. Bu nedenle hastalıktan korunmak ve tedavi yollarını öğretmek amacıyla yurdumuzda dispanserler açıldı.1948 yılında “Türkiye Verem Savaş Derneği” kuruldu. Derneğin ciddi çalışmaları sonucunda verem hastalığının yayılması önlendi; hastalık gecikti.1930’da Seminerlerde Korunmayla İlgili Konuşmalardan Bazıları:

*Dengeli ve düzenli beslenmeliyiz; yiyeceklerimizin temiz olmasına dikkat etmeliyiz.

* Sık sık temiz ve açık havaya çıkmalıyız. Güneşten yararlanmalıyız.

*Öksüren ve hapşıran insanlardan uzak durmalıyız.

*Ellerimizi sık sık yıkayıp, her yılda bir kez dispansere gidip kontrolden geçmeliyiz.

Veremin Belirtileri

1)Yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik

2)Geceleri terleme ve ateşleme

3)Hastalık ilerlerledikçe zayıflama

4)Öksürme

VEREMLE SAVAŞ

Karar verdik ulusça

Veremi yok etmeye

Oda tam sıtma gibi

Yüz tutuyor bitmeye

Sayısız dernek kurduk

Veremden kurtulalım diye

Aşılara saldırdık

Verem denen düşmana haddini bildirdik.

Gözlerimiz açıldı

Artık millet uyandı

Köy kasaba her bucak

Ne güzel aydınlandı.

Yıkacağız yakında

Gizli kalelerini

Karar verdik, and içtik

Yok, etmeye veremi

Didem EMRE 6\A 54

Verem savaşı eğitim ve propaganda haftası (2 - 8 Ocak 2011)

Verem (tüberküloz) hastalığı, “Mycobacterium tuberculosis” basili tarafından oluşturulan ve solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır.
Verem ile ilgili olarak toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa karşı bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesi amacıyla her yıl ocak ayının ilk pazar gününden başlayan hafta Verem Savaşı Eğitim ve Propaganda Haftası olarak belirlenmiştir. Bu yıl da 02-08 Ocak 2011 tarihleri arasında “64. Verem Savaşı Eğitim ve Propaganda Haftası”nda ilerde konu ile ilgili çeşitli etkinlikler düzenlenecektir.

Dünya’da ve Türkiye’de Verem Hastalığı

Verem insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olmasına rağmen hala tüm dünyada bir halk sağlığı sorunu olarak önemini korumaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporlarına göre, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri (2 milyar kişi) tüberküloz mikrobu ile enfektedir. Bu insanların % 10’unun yaşamlarının bir döneminde vereme yakalanma ihtimali bulunmaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 9 milyon kişi verem hastalığına yakalanmakta ve her yıl 1,7 milyon insan bu hastalıktan ölmektedir.

Ülkemizde, 2009 yılında verem savaşı dispanserlerine (VSD) kayıtlı 17.402 verem hastası bulunmaktadır. Bu hastaların %60’ı erkek, %40’ı kadındır. Hastaların yaklaşık %66’sında akciğer tutulumu, %34’ünde akciğer dışı organ (Lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.)  tutulumu vardır. 2009 yılı verem hastalarının %43’ü 15-34 yaş grubundadır.

Verem Hastalığının Belirtileri

Verem hastalığının genel belirtileri arasında; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, çocuklarda kilo alamama bulunmaktadır. Akciğer tüberkülozunda; öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığı şikayetleri bulunabilmektedir. İki-üç haftadan uzun süre devam eden öksürüğün olması durumunda veremden şüphelenmek gerekir. Bu yakınmalar diğer bir çok hastalıkta da rastlanabilen şikâyetler olması sebebiyle bu tür şikayetleri olan hastaların aile hekimine veya en yakın verem savaşı dispanserine müracaat etmesi gerekmektedir.

Veremle Savaşıyoruz, Kararlıyız!

Tüberküloz tüm dünyanın bir sorunu olup, yine tüm dünya ile birlikte mücadele ile bu sorunun üstesinden gelinebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tüm ülkelere önerilerini içeren ve tüm ülkeler tarafından kabul edilen “Berlin Deklarasyonu” kapsamında “Tüberkülozu Durdurma Stratejisi”ni ülkemiz de  taahhüt etmiş ve strateji gerekleri uygulamaya konmuştur.

Bu strateji kapsamında: “1.Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisinin uygulanması, 2.”HIV birlikte tüberküloz”un ve “Çok İlaca Dirençli-Tüberküloz”un tehlikesine dikkat edilmesi ve bu durumlara karşı mücadele edilmesi, 3.Tüberküloz ile mücadelede sağlık sisteminin güçlendirilmesinin sağlanması, 4.Kamu ve sivil toplum örgütlerinin de bu mücadeleye katkılarının sağlanması, 5.Hastaları  ve halkı tüberküloz hastalığına karşı bilinçlendirerek mücadelenin güçlendirilmesi, 6.Tüberküloz ile ilgili araştırmaların desteklenmesi” konuları ülkemizdeki Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı’nın esaslarını oluşturmakta ve uygulanmaktadır.

Doğrudan gözetimli tedavinin uygulanması sayesinde ülkemizde tüberkülozla mücadele hız kazanmış, tedavi başarısı yeni vakalarda % 92’lere ulaşmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde HIV/AIDS’li hasta sayısının ve yine dirençli tüberküloza sahip hasta sayısının yüksek olmasına karşın ülkemizde bu sayının az olması ülkemiz için bir avantaj olmuştur. Dirençli tüberküloz hastalığı ile de gerekli mücadelemizi sürdürmekte, bu hastalarımıza ücretsiz olarak gereken tedaviyi sağlamaktayız. Bu amaçla ülkemizde olmayan ilaçlar dahi yurt dışından temin edilmekte ve ücretsiz olarak doğrudan gözetimli tedavi kapsamında hastalarımıza ulaştırılmaktadır.

Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile tüberküloz hastalarına ulaşmak kolaylaşmıştır. Sosyal güvencesi olmayan hastalara Sosyal Yardımlaşma Fonları ve diğer devlet imkânları kullanılarak sağlık hizmetlerine ulaşımda tüm engeller aşılmıştır. Yine bu proje kapsamında sosyal güvenlik sistemleri birleştirilerek tüm sağlıkta hizmeti sunan birimlere ulaşımı kolaylaştıran Sosyal Güvenlik Kurumu oluşturulmuş, bu güvence ile sağlıkta özel hizmet sunumlarına ulaşım da mümkün olmuştur. Yine yeşil kart uygulaması ile sosyal güvencesi olmayan vatandaşlarımız da devletimizin imkânları ile sağlık problemlerine çözüm bulmuştur. Bu imkânlara sahip olmakla birlikte hastalıklara karşı halkımızda farkındalık artmıştır. Bundan tüberküloz hastalığı ile mücadele de payını almış, halkımızın artan farkındalığı ve duyarlılığı, mücadelemizi daha da güçlendirmiştir.

Tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında bulunan hemen her mikrobiyoloji laboratuarında rutin tetkikler arasında en basitinden tüberkülozun mikroskobik tanısı yapılabilmektedir. Yine birçok sağlık kurumunda daha ileri tanı yöntemleri ile birlikte kültür ve ilaç duyarlılık testleri yapılmaktadır. Bu hizmet artık tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında verilebilen bir tanı hizmeti olmuştur. Bu durum, veremle mücadelenin artık sağlık hizmetlerinde tabana kadar yayıldığını göstermektedir.

Aile hekimliği uygulamasıyla dispanserlerde çalışan deneyimli verem savaşı dispanseri personelinin bir kısmı aile hekimliğine geçmiş, ancak il sağlık müdürlüklerinin duyarlılıkları sayesinde  yerleri doldurulmuş, yine bu kapsamda dispanserde yeni göreve başlayan hekimlerimize Verem Savaşı Dairesi Başkanlığı tarafından “Mesleki Gelişim Eğitimleri” verilmiş ve verilmektedir. Verem savaş dispanseri hekimlerine 2009 yılında ”mesleki gelişim eğitimi” verilmeye  başlanmış olup; 2009 yılında 43 hekimimize, 2010 yılında da 198 hekimimize  (toplam 241 hekime) eğitim verilmiştir.

Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) Strateji’si ülkemizde bugünkü veremle savaş politikasının temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi’nin en önemli unsurlarından olan Doğrudan Gözetimli Tedavi; verem hastasının ilaçlarının tüm tedavi süresince her dozunu, DGT uygulaması konusunda bilgilendirilmiş ve yetkilendirilmiş bir görevlinin gözetiminde içmesi ve bu durumun kayıt altına alınmasıdır.  Ülkemizde 2003 yılında dört verem savaşı dispanserinde pilot olarak başlanan Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) uygulaması, 2006 yılı Haziran ayından itibaren tüm ülke geneline yaygınlaştırılmıştır. 2010 yılında verem hastalarının % 98’inin tedavileri doğrudan gözetim altında uygulanmıştır.

Sağlık Bakanlığı, bugün itibariyle 198 verem savaşı dispanseri, 22 bölge tüberküloz laboratuarı, 4’ü eğitim-araştırma hastanesi olmak üzere 17 göğüs hastalıkları hastanesi ve diğer tüm birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşları ile verem savaş hizmetlerini sürdürmektedir.

Verem savaşı dispanserlerinde 2009 yılı içinde; 2.557.787 adet poliklinik, 1.783.560 adet radyolojik tetkik ve 99.582 adet direkt mikroskobik inceleme yapılmıştır. Bölge tüberküloz laboratuarlarında incelenen örnek sayısı ise128.955’dir.

“Veremsiz Bir Türkiye” hedefini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapmak amacıyla 14.07.2010 tarihinde “Türkiye’de Veremle Mücadelede Ortak Hareket Çalıştayı- I”, yine 26.10.2010 tarihinde de bu çalışmanın devamı niteliğindeki “Türkiye’de Veremle Mücadelede Ortak Hareket Çalıştayı- II” gerçekleştirilmiştir. Çalıştaya Sağlık Bakanlığı Verem Savaşı Dairesi Başkanlığının koordinasyonunda kamu kurum ve kuruluşlarından; Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı (Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü), Milli Savunma Bakanlığı (Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı), Milli Eğitim Bakanlığı (Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı) ve Türk Kızılayı ile 16 sivil toplum örgütünün katılımı sağlanmıştır. Bu çalışmalar ile “Tüberkülozu Durdurma Stratejisi”nin 4. maddesinde yer alan “Kamu ve sivil toplum örgütlerinin bu mücadeleye katkılarını sağlanması”  ve var olan katkıların da artırılması hedeflenmiştir. Çalıştayda sivil toplum örgütleri ile birlikte bir deklarasyon açıklanmış, bu deklarasyon ile güç birliğine gidildiği ilan edilmiştir.

Teşhis ve Tedavi

Ülkemizde verem hastalığının teşhis ve tedavisi ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Tedavide kullanılan ilaçlar verem savaşı dispanserlerinden ücretsiz olarak verilmektedir.
Verem hastalığının tedavisinde, ortalama 6-8 ay tedavi ile % 95 - 99 iyileşme sağlanır. İlaç tedavisi başlandıktan 15 - 20 gün sonra bulaştırıcılık ortadan kalkmaktadır.

Türkiye’de 2008 yılı verem hastalarının tedavi başarısı % 92’dir.
Tedavide ilaçların düzenli içilmesi çok önem taşır. Çünkü tedaviyi yarım bırakan hastalar toplumda basil saçmayı sürdürmektedirler. Tedavide ilaçlar eksik ya da düzensiz kullanılırsa hastalık iyileşmez ve kullanılan ilaçlara direnç gelişebilir. Bu durumda hastalığın tedavisinde daha fazla sayıda ve miktarda ilaç kullanmak gerekir ve tedavi süresi de iki yıla kadar uzayabilir.

Teşekkür

Verem savaşında etkili, kaliteli ve sürdürülebilir sağlık hizmeti ilkesiyle, özveriyle çalışan ve mücadelemizin bugünkü noktaya gelmesinde emekleri geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür eder, çalışmalarının devamını dilerim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Prof. Dr. Nihat TOSUN
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı


.....

..

....

lütfen paylaşalım