foto1
İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi
foto1
Açıklamalı ata sözleri ve deyimler
foto1
Biyografiler Ünlü kişiler şahıslar
foto1
İl İl Anadolu efsaneleri söylenceleri
foto1
Okullarda kutlanılan belirli günler ve haftalar
Açıklamalı atasözleri, deyimler, dokuman, bilmece, kantin okul aile birliği servis denetim formları, öğretmen şiir, anı, atama, mevzuat, genelge yönerge duyuru kanun belge Amerika’nın keşfi öğretmene gerekli not link dokuman biyografi Anadolu efsaneleri stresi yenmek verimli ders sınavlar soru yazılı zümre eba plan rehberlik burs aday öğretmen sivil savunma yangın önleme müdür öğretmen denetimi oyun yuz eser güzel sözler Türk devletleri soykırım deprem trafik orucu bozan şeyler üç aylar 54- 32 farz bilmece arşiv gorev dağılımı okulda çocuk oyunları yazılım donanım usb win7 kurulumu.Read More...

Okul Yolu

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

...

.

web

site ekle site ekle

ATATÜRK HAFTASI

(10–16 Kasım)

Atatürk’ün ölüm tarihi olan 10 Kasım 1938 yılının her yıldönümü ile başlayan haftayı Atatürk’ü anma haftası olarak anıyoruz. Atatürk 10 Kasım 1938 yılında İstanbul da Dolma bahçe sarayında sabah saat 09.05 geçe hayata gözlerini yumdu. Onun ölümü Türk milleti için çok açı ve üzüntü verici bir ölümdür. Fakat onun Türk gençliğine bırakmış olduğu en büyük eseri olan Cumhuriyet ve onun ilkeleri her Türk gencinin hayatı pahasına dahi olsa yaşatacağı temel ilkeler olmuştur. Biz Türk gençleri Atatürk’ün bize göstermiş olduğu çağdaş uygarlık yolunda geçmişimizden aldığımız kuvvet ve geleceğimize olan inancımızla emin adımlarla yürüyeceğiz. Bizler her 10 Kasım günü Atatürk için ağıt yakmak değil onun ilke ve idealleri uğrunda neler yaptığımızı hangi başarılara ulaştığımızı ve dünya ile aramızdaki farkın kapatılması için neler yapmamız gerektiğini daha mantıklı olarak düşünüp bu uğurda çalışmanın azmi ve gayreti içinde olacağımızı gür bir sesle tüm dünyaya haykırmalıyız.

Atatürk Türk gençliğine hedef olarak göstermiş olduğu çağdaş uygarlık yolu hepimizin yoludur. Eğer bu yolda çalışıyor gayret ediyor ve hedeflerimize ulaşıyorsak biz o zaman Atatürk’ü anmış ve onun çalışmalarına gayretlerine layık bireyler olduğumuzu göstermiş oluruz. Eğer bilimde teknikte, kalkınmada, sanayileşmede, dünyada barış ve huzurun sağlanması yolunda dünya standartlarını yakalamış ve geçmişsek o zaman Atatürk’e layık nesiller olduğumuzu göstermiş oluruz.



Atatürk

1881–1938 T.C.Kurucusu ilk Cumhurbaşkanı. Selanik’te Kasımı ye mahalle’sinde doğdu annesi Zübeyde Hanım Babası gümrük kolcusu Aliriza Efendi’dir. Ailesinin beş çocuğu olmuşsa da makbule dışındakiler yaşamamıştır. Mahallesinde başladığı öğrenimine babasının ölümü üzerine bir süre ara vermek zorunda kaldı.1893 yılında Selanik Askeri Rüştiyesi'ne başladı.1896 yılında Mustafa Kemal Manastır Askeri lisesi'ne girdi. Makedonya’nın bu önemli kenti onu derinden etkiledi. Lise sonrası 1899 da İstanbul'da harp okuluna başladı. Derslerindeki başarı ve ardından 11 Ocak 1905 te kurmay yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı.
Bu arada siyasal etkinliklerini sürdürdüğü gerekçesiyle tutuklandı. Serbest bırakıldıktan sonra Şam'da 30.süvari alayı'na atandı."Vatan ve hürriyet" cemiyetini kurdu. Ekim 1906.Cemiyetin bir şubesini kurmak için Selanik'e gitti. Dönüşünde Makedonya'da ki Manastır 3.ordu kurmay başkanlığına atandı. Manastır'a giderken Selanik'teki karargâhta görevlendirildiğini öğrendi. Selanik’te İttihat ve terakki cemiyetine girdi.

Kısa bir süre sonra ll. meşrutiyet ilan edildi.31 Mart olayından sonra İstanbul'a gelen Harekât ordusunda Kurmay heyetinde yer aldı. Ordunun siyasetten uzak olmasını isteyen M.Kemal çeşitli dış görevler alarak İstanbul'dan uzak kalmayı yeğledi.
İtalyanların Trablus’u işgal etmeleri üzerine M.Kemal Mısır üzerinden gizlice Trablus garp’a geçti. Orada gizlice buluştuğu Osmanlı subayları ile  İtalyanlar a karşı savaştı.9 Ocak 1911 de Tobruk savaşı'nın kazanılmasında büyük katkısı oldu. Bu nedenle binbaşılığa yükseltildi.

Balkan savaşları ile Edirne yakınlarına kadar gelen Bulgar ordusundan Edirne'yi geri alan ordunun oluşturulmasında önemli rol oynadı.

Balkan savaşının bitiminden 1.Dünya Savaş'ının başlamasına kadar olan dönemde Sofya'da Askeri ateşe olarak görev yaptı. Burada yarbaylığa yükseltildi.
1.Dünya Harbi'ne girilmesine karşı olan Mustafa Kemal bir oldubitti ile Osmanlı Devletinin savaşa girmesi üzerine aktif görev isteyen Mustafa Kemal 19.Tümen komutalığı ve ardından katıldığı Çanakkale Savaşları'nda  Koca çimen, Arıburnu ve Conk bayırını güçlü bir dirençle savundu. Bu başarısı sonucu Haziran 1915 te albaylığa yükseltildi. Anafartalar Grubu komutanlığına getirildi.1916 da Doğuya giderek Bitlis ve Muş'u Ruslardan geri aldı. Mirlivalığa yükseltilerek Suriye'ye Yıldırım Orduları Grubu komutanlığına atandı.1917 de Vahdettin'in Almanya gezisinde görevlendirildi.1918 de Vahdettin Padişah olunca M.Kemal Padişah tarafından yeniden Suriye'deki ordu komutanlığına atandı. Ordu sununun çölde kırılmasını önleyerek Şam'a çekilmesini sağladı. Sağlam bir savunma hattı kurdu.30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes antlaşması ile Osmanlı devletinin yok olma fermanı hazırlanmış bu durumu İçine sindiremeyen M.Kemal Padişah ve ülkenin ileri gelenleriyle yaptığı görüşmelerden istediği sonucu alamayınca  tek çıkar yolun bir kurtuluş savaşı olduğunu fakat bunun için Anadolu'ya geçilmesi gerektiğini planlayıp  ardından da Anadolu'daki Pontus çetelerinin hareketlerini takip ve bastırması için 3.Ordu müfettişliğine atandı.

19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıktı. İlk olarak Müdafaa-,hukuk Cemiyetlerinin birleşmesini sağlamaya çalıştı. Çalışmalarından rahatsız olan İstanbul hükümeti  onu geri çağırınca görevinden istifa etti.23 Temmuz–7 ağustos 1919 da Erzurum Kongresi ardından 4–7 Eylül 1919 da Sivas Kongresi toplandı burada Anadolu ve Rumeli Müdafaa i hukuk cemiyeti kuruldu. Böylece cemiyetler arasında birlik sağlandı.27 Aralık 1919 da Ankara 'ya geçti. İstanbul’da toplanan Millet Meclisi Misak-ı Milliyi kabul etti. İtilaf devletlerinin İstanbul'u işgal etmelerinin  ardından Millet Meclisi de dağıtıldı.

23 Nisan 1920 de Ankara’da T.B.M.M. toplandı M.Kemal İlk başkan seçildi.30 Nisan da da TBMM Türkiye’nin tek temsilcisi oldu. Yunanlıların Anadolu'da ilerleyip Sakarya'ya dayanması üzerine Mustafa Kemal'e Meclis tarafından Başkomutanlık ve tam yetki verildi.22 gün ve 22 gece süren savaşta Yunan ordusu perişan bir halde geri çekildi. Meclis bu büyük zaferden sonra M.Kemal'e MAREŞAL  RÜTBESİ VE GAZİLİK UNVANI VERDİ.

Bir yıl boyunca Baş Komutanlık yetkisi üçer aylık sürelerle uzatıldı.

26 Ağustos 1922 de büyük Taarruz başlatıldı. Baş Komutan M.Kemal Paşa harekâtı yönetmek üzere Kocatepe'ye geldi.30 ağustos günü Dumlupınar Meydan Muharebesi kazanılınca Yunan Ordusu'nun kaçışı başladı. Türk ordusu 9 Eylülde İzmir'e girdi.11 Ekim 1922 de Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasıyla savaş sona erdi. Bunu 11 ay süren diplomatik mücadelelerden sonra imzalanan Lozan Antlaşması izledi.24 temuz1923
9 Eylül 1923 te cumhuriyet Halk Fırkası'nı kurdu.29 Ekim 1923  te Cumhuriyet ilan edildi. M.Kemal İlk Cumhurbaşkanı seçildi.26 Kasım 1934 de meclis tarafından kendisine Atatürk soyadını verdi."Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini benimsedi.10 Kasım 1938  sabahı saat 09.05 te Yaşama gözlerini yumdu.

Onuncu yıl söylevi (nutku)

Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın 15'inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârâ ne yürümesine borçluyuz.
Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mâmur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.
Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
Bugün, aynı inan ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medenî âlem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.
Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene!

29 Ekim 1933

Atatürk

Şimdi bir deniz varsa

Pamuk tarlaları

Rüzgârlar altında

Şimdi bir tren geçiyorsa ovalardan.

Buğday sarısı güneşte

Bir kuş uçuyorsa

Şimdi bir bayrak dalgalanıyorsa

Aylı yıldızlı...

Yaşamak eninle güzel

Yaşamak bunun için büyük

Sevgili Atatürk

Adnan  Ardağı

Atatürk

Türk gücünü dünyaya

Yine duyuran sensin.

Yıkılmış bir devleti,

Yeniden kuran sensin.

Sensin tüm güçlükleri

Kolaylıkla aştıran.

Sensin yenilikleri

Bizlere ulaştıran

Böyle büyük bir insan

Kolay gelmez diyorum.

Seni her gün daha çok,

Daha çok seviyorum.

Mehmet Şahin

Resim

Her gün,

Enginlerden engin,

Yücelerden yüce

Bir duygu sarar bizi

Bu sınıfa girince.

Yanda bir uçtan bir uca,

Mavi deniz,

Odanın içinde güneşleri bulunca,

Isınırız.

Enginlerin engini deniz olsa

Deniz ufak!

Yücelerin yüzesi güneş olsa

Güneş küçük!

İlk günü gördük,

Nereden geldi:

Duvardaydı

Denizleri, güneşleri

Küçülten büyüklük.

Kürsünün üstünde bir resim:

Gözleri denizden mavi,

Bakışları güneşlerden sıcak,

Dört mevsim.

Kürsünün üstünde:

Atatürk’üm arkasında al bayrak,

Kollarını kavuşturmuş göğsünde.

Bu resimle başlar bizim günümüz,

Karşımızda Atatürk’ü görünce

Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

Öğretmenimizin kürsüde

Verdiği dersi,

Dinler bizimle birlikte

Atatürk'ün resmi.

Çalışkanız çünkü

Çalışınca gülümse.!

Bir yanlışlık yapsak,

Bulutlanır gözleri.

Anlarız Atatürk üzüldü.

.................................
.................................
.................................

Yaprak yaprak dökülürken önümde

Her yıl, dört mevsim;

Sınıflar içinde yanlız bir sınıf,

Resimler içinde yanlız bu resim!

Behçet Necatigil

Atatürk Anadolu'da

Atatürk altında bir doru at,

Bütün yurdu gezdi.

Ne Erzincan’ı kaldı ne Afyon'u,

Dileğince biçim verdi.

O kurtuluş savaşı günleri,

Atatürk memleketin havasında,

Şenliğinde, öfkesinde,

Saymakla bitmez emekleri.

Yurdun her taşına

O hünerli eli değdi.

Umut verdi yüreğinden halka,

Hürlüğü öğretti.

Sabahattin Kudret Aksal

Zefer türküsü

Yaşamaz ölümü göze almayan,

Zafer, gözünü yummadan koşana gider.

Bayrağa kanının alı çıkmayan,

Gözyaşı boşana boşana gider.

Kazanmak istersen sen de zaferi,

Gürleyen sesinle doldur gökleri,

Zafer dedikleri kahraman peri,

Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir; ey delikanlı,

Diriler şerefli, ölüler şanlı.

Yurt için dövüşen, başı dumanlı,

Her zaman bu şandan o şana gider.

F.Nafiz Çamlıbel


.....

..

....

lütfen paylaşalım