foto1
İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi
foto1
Açıklamalı ata sözleri ve deyimler
foto1
Biyografiler Ünlü kişiler şahıslar
foto1
İl İl Anadolu efsaneleri söylenceleri
foto1
Okullarda kutlanılan belirli günler ve haftalar
Açıklamalı atasözleri, deyimler, dokuman, bilmece, kantin okul aile birliği servis denetim formları, öğretmen şiir, anı, atama, mevzuat, genelge yönerge duyuru kanun belge Amerika’nın keşfi öğretmene gerekli not link dokuman biyografi Anadolu efsaneleri stresi yenmek verimli ders sınavlar soru yazılı zümre eba plan rehberlik burs aday öğretmen sivil savunma yangın önleme müdür öğretmen denetimi oyun yuz eser güzel sözler Türk devletleri soykırım deprem trafik orucu bozan şeyler üç aylar 54- 32 farz bilmece arşiv gorev dağılımı okulda çocuk oyunları yazılım donanım usb win7 kurulumu.Read More...

Okul Yolu

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

...

.

web

site ekle site ekle

PASTERNAK BORİS LEONİDOVİÇ 

SSCB Şair ve Yazar.Moskova 1890-Peredelkino 1960 profesör bir baba ve piyanist bir anneden doğma genelde Yahudilerin bulunduğu bir çevreden çeşitli eğilimlerle büyümüş ve iyi bir eğitim almıştır.Resim felsefe ardından İtalya gezisidir, yurduna dönüşte eğitimini Moskova üniversitesi’nde tamamladı.O dönemin moda akımı gelenekçiler arasına katıldı ve ilk şiirlerini yazmaya başladı.(Bulutlarda bir çift) Zamanın öncü isimleri arasında belli bir süre sonra Kız Kardeşim yaşam adlı eseriyle kendini ispat etme fırsatını yakaladı. Ailesinin yurt dışındaki göçmen yaşamına katılmayan fakat bireylerin özgürlüğünü de savunmayı elden bırakmayan Pasternak şiirleri toplumsal sorunları değil insanını kişisel hak ve mutluluk olanaklarını irdeleyen doğa sevgisini dile getiren neredeyse toplum dışı diye de nitelenebilecek olan ürünler birikimiydi. Bu eksikliğini ikinci dönem kitaplarında gidermeye destansı özellikler taşıyan şiirlerinde kendisinin dışına taşmaya çalıştı. Teğmen S. İle Devyat'sot Pyat'yi god (1905 yılı) 1927 kişiliğinin baskın eğilimleri onu yeniden lirik örneklere çekince belki de en önemli sayılması gereken ünlü derlemesini çıkardı.(İkinci Doğum 1932)

Devrime ve yönetime karşı hiç bir eyleme katılmamış olmakla birlikte yaşanan tüm olayların insanlara pek bir özgürlük getirmemiş olması onu hayal kırıklığına uğratmış ve bir süre susmayı yeğlemiştir. Hiç bir siyasal eyleme katılmadığı dönemde zamanını çevriler yapmakla geçirdi. Partinin sanata karışmasını suskunlukla karşıladı. Özyaşam öyküsü sayılabilecek eserinde de belgesel değerde eleştiriler ortaya koydu.(Gezi İzni Belgesi 1931) Şiirde klasik değerlere yaklaştı. Erken Trenler,Yeryüzü Enginliği. Adını dünyaya duyuran olay ise kendi biçimsel yaşamını ve insani değerleri şiirsel üslupla anlattığı devrim yılları olaylarını da içeren bir büyük aşk öyküsü olan Dr.Jivago'dur Rusya da basılmasına izin verilmeyip İtalya'da basılmış ve dünyaya yayılmıştır.SSCB nin iç yüzünü de eleştiren eser bir anda Dünyanın dikkatini buraya çevirmiştir. Pasternak'a yurdundaki her çeşit baskı yüzünden geri çevirmek zorunda kalacağı Nobel Edebiyat ödülü'nü getirdi.1958 Yinede Sovyet yazarlar birliğinden uzaklaştırılınca belki de ölümünü hızlandıran nedenler ortaya çıktı ve ölümüne kadar da başka bir eser vermedi.

PASTEUR LOUİS 

Fransız kimyacı ve biyoloji bilgini(Dole 1822- Paris Marnes la-Coguette 1895)

1831–1839 yılları arasında Arbois Koleji'nde okudu. Bu öğrenim döneminde orta halli fazla dikkat çekmeyen bir öğrenciydi. Ancak orta öğreniminden sonra Ecole Normale Sipeieur'e girip fen öğrenimi görmeye karar verdi.1843 te girdiği okulunu 1846 da üçüncülükle bitirdi. Ertesi yıl Fizik ve kimya dalında doktorasını verdi. Henüz yirmi altı yaşındayken İzomerik, kristal yapı ve optik etkinlik üzerindeki çalışmalarıyla adını duyurdu.
Pek çok önemli buluşuyla, bilime ve insanlığa büyük yararlar sağlamış olan Pasteur, Paris’te günümüzde kendi adıyla anılan mikrobiyoloji enstitüsünün kuruculuğunu  ve yöneticiliğini yaptı. Tavuk kolerası, şarbon, kuduz gibi bulaşıcı hastalıkların aşılarını buldu. Süt ve benzeri sıvıların uzun süre bozulmadan korunmasını sağlayan  yöntemi geliştirdi. İpekböceklerinde oluşan bir hastalığın mikrobunu bularak ipekböcekçiliğini büyük bir zarardan kurtardı. Yaptığı birçok çalışma ve araştırmayla birlikte Pasteur, günümüzde konusunu mikropların oluşturduğu, tıbbın bir kolu olan mikrobiyolojinin kurucusu olarak kabul edilir.

PAVLİ EFTİM ERENEROL 

Bağımsız Türk Ortodoks Kilisesi'nin kurucusu(Yozgat/Akdağmadeni 1984-İstanbul 1968).Papa l.Eftim diye anılır. Karahisarlıoğlu adlı Anadolulu Hıristiyan bir ailedendir. Akdağ madeni Rüştiyesini bitirip Manastır’a girdi, ruhban sınıfına katıldı.1908 de Ankara'da Ortodoks Kilisesi'ne bağlandı.1912 de diyakos oldu. Keskin Metropolitik vekilliğine getirildi. Kurtuluş savaşı sırasında İstanbul Fener Patrikhanesi’nin  Anadolu lu Rumları bir devlet kurulması  yolundaki kışkırtmalarına karşı çıktı. Anadolu’daki 72 ruhbanı bölge temsilcisini 30 Kasım 1921 de Kayseri'de toplayarak Fener Patrikhanesi yerine Merkezi Kayseri de bir Türk Patrikhanesi kurdu. Bu kuruluşu ve Fener Patrikhanesi’nin Türkiye'ye hainlik ettiğini dünya kamuoyuna bir bildiriyle duyurdu.22 Temmuz 1922 -23 arası 16 sayı çıkarttığı Anadolu'da Ortodoksluk Sadası adlı dergide Anadolu Hristiyanlarının Yunan Kökenli olmadıkları görüşünü savundu. İstanbul Patrikhanesi ile bağlantı kurarak, yurt dışına kaçan Patrik ve kimi üyelerin bulunmadıkları bir toplantıda Fener Sen Sinod 'unun (meclis) Cumhuriyet'e bağlılık sözü almasını sağladı. Ancak kısa süre sonra Fener Sen Sinod'u Türklere karşı  olan birini patrik seçince bu seçimi tanımayarak Fener Patrikhanesi’yle bütün ilişkisini kesti. Galata Rum Merkezi Yönetim Kurulu ona bağlandı. Episkopos olarak takdis edildikten sonra 18 Mart 1926 da Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’ni kurudu. Aya yani, Aya Nikola ve Hristos Kiliseleri Patrikhane’ye katıldı. Papa birinci Eftim'e Atatürk’ün buyruğuyla Ulusal Kurtuluş  savaşındaki hizmetlerinden ötürü Yurt hizmetleri aylığı bağlandı.

PLATON(EFLATUN) 

Ünlü Yunan düşünürü (İ.Ö.427-İ.Ö.348)   Atina'nın tanınmış ve soylu bir ailesindendir. Sokrates'in öğrencisi olarak onun yanında sekiz yıl felsefe öğrenimi gördü. Hocasının ölümünden sonra Mısır ve Sicilya'ya gitti.387 yılında Atina'ya dönerek "akademia"yı kurdu. Burada ders vererek öğrenciler yetiştirdi.

Büyük bir düşünür olan Platon'a göre bilginin kaynağı akıldır. Kavranılabilen dünya ve algılanabilen dünya olmak üzere iki dünyanın varlığını savunan Platon'un bu temel görüşü daha sonra birçok düşünür tarafından da benimsendi.

PETRO 

Rus Çarı Moskova 1672-Leningrad 1725 Çar l.Aleksey'in tek oğlu. Babasının 1676 da ölümü üzerine Moskova dışında bir çiftliğe gönderildi.1682 de üvey kardeşi lll. Fyodor'un ölümü üzerine Moskova Patriği ve yandaşlarının desteği ile tahta çıktı.Ancak muhaliflerinin etkisiyle kardeşi V. İvan l. Çar kendisi ise ll. Çar ilan edilince annesi ile birlikte Moskova yakınlarındaki Preobrazzenskoye köyüne çekilmek zorunda kaldı. Burada saray ortamından farklı özgür bir şekilde yetişti. Düzenli bir eğitim görmediyse de çevresindeki, mülteci Avrupalılarla ilişki kurarak dünyadaki gelişmeleri izlemeye çalıştı. Özellikle askeri eğitim ve teknik konulara ilgi duydu.1689 da yanındaki kuvvetlerle bir darbe sonucu yönetimi ele geçirdi ve yönetimi annesi Natalya' ya teslim etti.1694 te Karadeniz'deki Azov kentine saldırdı ve burayı Osmanlılardan aldı. Daha sonra gizlice Avrupa'ya geçerek Hollanda da (Limanda gemi yapımında marangoz olarak çalıştı) deniz ticaretini öğrendi. İngiltere'de sanayi kolunu, madenleri, töreleri ve siyaseti inceledi ve çevresine teknisyenler topladı. Ardından kendisine düzenlenen bir komployu bastırmak için ülkesine döndü. Streltsıy (askeri birlik) ortadan kaldırdı.1698 Bu sırada fırsattan istifade ederek Boyarların sakallarını kestirmek gibi bazı Moskova geleneklerine son verdi.1 Ocak 1700 den başlayarak takvimi değiştirdi. Kasım 1700 de ordusu Norva'da İsveç kralı Xll.Karl'a yenilince bu yenilginin etkisiyle başlamış olduğu reformlara daha da hız verdi. Aynı yıl yaptığı antlaşmayla o zamana kadar Osmanlıların egemenliğinde bulunan Karadeniz'e inmeyi başardı.1703 te Petersburg'u kurdurarak kenti kuzey ticaretinin merkezi durumuna getirdi.1706 da bu kenti Moskova’ya bağlayacak büyük suyolunu açtırdı. Bu çalışmanın halka yüklediği ağır vergi bazı ayaklanmalara neden oldu. Bu ayaklanmaları şiddetle bastırdı.1709 da Polonya tahtı veraseti nedeniyle savaştığı İsveç Kralı Xll. Karl'ı yenilgiye uğrattı. Polonya Rusya'nın hâkimiyeti altına girdi. Gelişen bu olaylar Avrupa'nın artık Rusya'yı hesaba katması gerektiği fikrini ortaya koydu.Prutta Osmanlılara yenilmesi ona Azak kalesini kaybettirdiyse de Baltık'ta ki yayılma siyasetini yürüttü. Danimarka' da ki boğazları ele geçirmek için İsveç ile yakınlaşmayı bile kabul etti.1721 Eylülünde yaptığı antlaşmalarla Estonya, Letonya, Litvanya, İngria ve Karelya'da ki Rus egemenliğini güvenceye aldı. Bu gelişmeler sonucunda 1721 de senato ona “büyük ve İmparator” unvanını verdi.l.Petro bu tarihten sonra güneydoğu sınırlarına yöneldi.1722 de Hazar bölgesini işgale başladı. Ertesi yılda bu faaliyetine devam etti. Yoğun çalışmaları nedeniyle sağlığı bozulmaya başladı.1724 yılında Finlandiya körfezinde batan gemiden denize düşen askerleri kurtarmak için denize atlayınca soğuk kaparak hastalandı. Bering Boğazı'na bir sefer hazırlığında iken öldü.

l.Petro reformlarını düzenli ordu ve polis gücü ile halka zorla kabul ettirdi. Bu nedenle onun reformlarına otokritik çağdaşlaşma denir.

Askeri alandaki başarıları yanında ekonomik alandaki faaliyetleri ile girişimci bir sınıf oluşturdu. Urallar bölgesinde kurduğu demir döküm fabrikalarıyla sanayide kalkınmanın temellerini attı.

Merkezi devletin denetimini esnekle hale getirmek için 1708 de ülke topraklarını başını Çar'ın çektiği sekiz bölgesel hükümete ayırdı.1719 da bunu kaldırarak elli eyalet ve bunlara bağlı sancaklardan oluşan yeni bir yönetim biçimi kurudu.1711 de Boyar Duma’sını kaldırarak yerine devletin en üst organı olan senatoyu kurdu. Eğitim alanında da büyük girişimler yaparak devlet kademelerindekilerin eğitimi için okullar açtırdı. Yüksekokullar kurdu. Okumayı soyluların tekelinden çıkardı. Kılık kıyafette erkeklerin Fransız ve Macar modasını takip etmelerini kadınların peçe ve uzun elbise giymesini yasakladı.

Onun en büyük ideali Rusya'yı kendisi ve büyük güç sağlayacak Batı modeline dayalı bir ülke yapmaktı. Ancak bu reformlar halkça benimsenmedi. Bunlara karşı büyük tepki doğdu. Zaman zaman ayaklanmalar oldu. Bunları büyük bir şiddetle bastırması kendine muhaliflerin oluşmasını sağladı. Yönetim ve yönetilenler arasında büyük bir uçurum doğdu ve ülkede bölünme daha onun döneminde kendini göstermeye başladı.

 PEYAMİ SAFA 

PEYAMİ SAFABabası şair İsmail Safa. Sivas sürgünlüğünde öldüğü zaman iki yaşında yetim kaldı, yoksulluk ve hastalık içinde büyüdü, düzenli bir öğrenimden de yoksun kaldığı için sürekli okumalarla kendini yetiştirdi, on beş yaşında geçim ekmeğini kazanmak zorunda kalınca öğretmenlik ve PTT'de memurluklar yaptı.(1914–1918), bulup buluşturduğu küçük bir sermayeyle Yirminci Asır adlı Akşam gazetesini çıkarmaya başlayarak yeteneğine daha uygun bir olan basın dünyasını seçmiş oldu (1919). Kardeşi İlhami Safa ile yararlı bir işbirliği yaptı, ilkin burada yayımlattığı (ilk otuz kırkı imzasız) "Asrın Hikayeleri" adlı dizide çıkan başarılı öyküleriyle tanındı, Yalnızca ilkokul öğrenimi görme olanağı bularak eksiklerini kendi kendine gideren, inatçı bir çalışmayla Fransızcayı da edinen yeteneği, kalıtsal bir kaynağa dayanıyordu (büyükbabası Hicaz mektupçusu Mehmet Behçet Bey, amcaları Ahmet Vefa ile Ali Kami Akyüz, onun oğlu Behçet Kami, kendi kardeşi İlhami Safa.. şiir, edebiyat ve gazetecilikle içli dışlı olmuş kişilerdi.), bu temeli bilinçli bir çabaya dayanan verimli çalışkanlığıyla besledi, geçim sağlayacak ürünlerini sanatçı kişiliğinin eseri saymadı, annesinin adını (Server Bedia) erilleştirerek imzaladı (Servet Bedi; Cingöz Recaili polis romanları dizisi), gazetecilik kalemini sürekli ilgi gören köşe yazarlığıyla (fıkracılık) ölümüne kadar canlı tuttu, romanlarının büyük çoğunluğu ilkin tefrika olarak yine gazetelerde çıktı (örneğin öğretmenlik yıllarını–1914–1918- anlatan Biz İnsanlar, önce Cumhuriyet'te tefrika edilmiş -1939-, Gölgeler (1933). Bu tek cildin yeni basımları süreklilikle yapılmaktadır. Hepsi aruz ölçüsüyle yazılmış on üç bine yakın dize tutarındaki eser, yaratıcısının sanatçı kişiliğini eksiksiz bir toplamda yansıtan tek kaynaktır.9.Hariciye koğuşu Tv. dizisi olmuştur. Matmazel Noralyanın Koltuğu, Biz insanlar, Mahşer, Sözde Kızlar, İhtiras, Attila basımı yapılmış romanlarından birkaçıdır.

PİR SULTAN ABDAL 

XVl.yy  ortalarında yaşamış Türk halk şairi. Horasan’ın Hoy kentinden gelerek Sivas'ın Banaz köyüne yerleştiği sanılmaktadır. Eserlerinden iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Pir Sultan Abdal, Yavuz Sultan  Selim döneminde ve ondan sonraki dönemlerde Anadolu'da çıkan isyanlar da adı geçmesi üzerine asılarak öldürüldü. Ölümünden sonra yaşamı pek çok şiire konu oldu.B u gün Pir Sultan 'a ait olduğu sanılan pek çok şiir onun değildir.

PİCASSO 

Picassoİspanyol ressam Madrid 1881-Cannes Mougins 1973) Gerçek adı Pablo Rıiz y Picasso. Bir resim öğretmeninin oğludur. Barcelona G.Sanatlar Akademisi bir süre de 1897 de kısa sürede Madrid'deki San Fernando Akademisi’ne devam etti.1900 den kesin olarak yerleşeceği 1904 e kadar her yıl Paris'e gitti. Burada özellikle H.Toulouse -Lautrec ve P. Gauguin gibi sanatçıların pos-empresyonist resimlerinden ama aynı zamanda E.dolacroix,H. Daumier, E.Degas ve T.Steinlen gibi ressamların eserlerinden etkilendi.1901 den başlayarak 1904 e kadar süren “mavi dönem” inde Picasso,çeşitli mavi donlarının egemen olduğu hüzünlü figürsel resimlerinde ilk bağımsız biçemini geliştirdi.(Asbetnt içen kadın , 1902,Glarus,) 1904 ten sonra renk paleti yeniden canlandıysa da resimlerindeki melankolik temel duygu kaldı.1905–1906 ilk heykellerini gerçekleştirdi.1907 deki biçem değişikliğinde özellikle Afrika maskları ve ilgisini üzerinde odaklaştırdığı P.Cezanne'in yaratısı önemli bir rol oynadı.

Avignonlu kızlar onun Afrika maskları ve Cezanne'in eserleriyle olan ilişkisini en iyi biçimde yansıtır. Picasso bu tablosu ile o güne kadar ki estetik değerlerle ilgisini koparıyor, biçim ve renkleri dağıtıyor ve G.Brague ile aynı zamanda “analitik” çözümsel kübizme yöneliyordu.

Analitik dönemde yaptığı resimlerde, nesnelerin geometrik olarak açılıp soyutlanmayan yaklaşmalarına karşın, doğal çağrışımlar korunmuştur. Kübizmin 1912 de başlayan ikinci evresi “sentetik” kübizmde Picasso kolaj yöntemine başvurdu. Günlük yaşamdan çağrışımlar yapan gerçek nesnelerin tuvale yapıştırılmasına dayanan kolaj, daha önce Braque'çe denenmişti. Bu yönyemel Picasso, eserinin doğadan değil de sanattan ya da yapma nesnelerden kaynaklanan değişik öğelerden oluştuğunu ve tuvalin iki boyutluluğunu vurguluyordu. Bu dönem eserlerinde sanatçının renkleri de zengin olarak göze çarpar.

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Picasso’da birbirine zıt sanat eğilimlerinin aynı zamanda yan yana varlığını sürdürdü.1915 de kübist çalışmalarının yanısıra yeniden gerçekçi özellikle portreleri oluşturmaya başladı.1917 de sahne dekorları ve kostümleri tasarladı.1925 ten başlayarak gerçeküstücülüğe yaklaştıysa da genelde kübist eğilimini korudu.1934 te İspanyol gezisi onun boğa güreşi dağarcığını zenginleştirdi. Paris dünya Sergisi’ndeki İspanyol pavyonu için gerçekleştirdiği dev boyutlu Guernica (1937) Madrid (Prado) sanatında bir doruk noktasını oluşturdu. Bu resim ona İspanya iç savaşı sırasında yıkılan Guernica kentinin yaşadığı felaketi esinlendirmişti. Savaş karşıtı tutumu onu ll. Dünya Savaşı’ndan sonra onu yeni angajmanlar içine soktu. Savaştan sonra yeni teknikler ve konular denedi.1947 den başlayarak Cannes yolundaki Valauris'te çok sayıda boyalı seramikler ve bir dizi heykeller gerçekleştirdi. Resimde büyük ölçüde yalınlaştırılmış eğrisel bir çizgi biçimine ulaştı.1961 de sonra Cannes yakınında Mougins 'de yaşadı. Ressam ve modeli gibi neşeli parodist desen dizileri yaptı.1963 te açılan Barcelona müzesine birçok eserini bağışladı.1971 de Louvre müzesinde ikinci kez sergi açmak ile onurlandırıldı. Öldüğünde kalıtı Fransız devletine kaldı.20.yy sanatının en büyük yaratıcı ustası sayılan Picasso kübizm ile sanatçı görüş biçiminde devrim yaratması dışında usanmadan yeni denemeler yapan çalışmalarıyla bir efsane oldu.

 PİRİ REİS 

piri reisİlk Amerika haritasını çizen ve ünü dünyayı saran büyük Türk denizcisi. Dayısı Kemal Reis'in yanında yetişti.Bir amirallik makamı olan Hint kaptanlığı payesine ulaştı.Çıktığı seferlerde bütün Akdeniz'i ve Okyanus'u yakından tanıdı. Bu incelemeler ona iki büyük eser kazandırdı. Akdeniz ve  Amerika kıtası haritaları. Akdeniz'e ait coğrafya bilgilerini ve krokileri 927 yılında yazdığı "Bahriye" veya "Kitab-ı Bahriye" adlı eserinde topladı. O tarihte  Akdeniz'e dair başka eser yoktu. Denizciler hep bu eserden yararlandı. Bu eseri Türk Tarihi araştırma kurumu bir açıklama ile basmıştır.
Çizdiği Amerika haritasına gelince: Bu dünyada ilk Amerika haritası sayılmaktadır. Çünkü Amerika kaşifi Kristof Kolomb'un Hindistan zannettiği bu kıtaya ait çizdiği harita kaybolmuştur.
Bu Amerika haritası Piri Reis'in çizdiği Dünya haritası kapsamının içindedir.1513 yılında Gelibolu'da çizmiş,1517 de de Mısır'ı fetheden Yavuz Sultan Selim'e sunmuştur.1927 yılında Topkapı sarayı müzesinde bulunan harita bu eserdir. Bu buluş bilim dünyasında büyük yankılar yapmış harita, Birçok Avrupa dillerine de çevrilmiştir.1935 yılında Atatürk'ün emriyle  devlet matbaasında bastırılmıştır.
Dünya denizcileri, Amerika kıtasının Atlas okyanusu kıyıları hakkındaki ilk bilgileri Piri Reis'e borçludur.

Piri Reis 1475 yılında Gelibolu'da dünyaya geldi. Dayısı (bazı kayıtlarda amcası) ünlü denizci Kemal Reis'in yanında yetişti. Onun birçok seferlerine bu arada meşhur İspanya seferine katıldı. Bahriye sancak beyi (Tümamiral) oldu.1547 de Solak Ferhat Paşa 'nın Yemen Beylerbeyi (Genel valisi) olması üzerine onun yerine Hint kaptanı oldu. Bu amirallik "Süveyş kanalı" ve "Mısır Kaptanı" unvanları ile adlandırılmıştır. Bu amirallik Hint Okyanusu, Basra Körfezi, Umman denizi ve Kızıl Deniz'deki  Türk donanmasının en yüksek makamı idi. Bu amiralliğin merkezi Süveyş limanıydı.
O çağda Osmanlı siyaseti Portekizlileri Hint sularından kovmak amacını güdüyordu. Hindistan’a Osmanlılar asker bile çıkarmışlardı. Piri Reis 1548 de Süveyş’ten bir filo ile ayrıldı. Asi Arapların eline geçen Aden limanını yeniden Osmanlı yönetimine bağladıktan sonra Umman Denizine çıktı. Portekiz'i buradan uzaklaştırmak için Kanuni'den kesin emir alan Piri Reis'in 30 savaş gemisi vardı. Yanında sancak beylerinden (Tümgenerallerden) Ali Bey'in komutasında kara askerleri de vardı.
Piri Reis'in 30 gemisinden bir kısmı Hint Okyanusu'nda müthiş bir fırtınaya   yakalanarak battı. Süveyş'e döndüğü zaman Mısır beylerbeyi Mehmet Paşa 'nın iftirasına uğradı. Kanuni'nin emriyle idam edildi.

Piri Reis uzaylı mı?

UFO araştırmacısı ve yazar Erich von Daeniken'den müthiş iddia: 'Piri Reis'in haritasında henüz keşfedilmemiş Antarktika kıtası var. Bu ancak uzaydan dünyaya bakılarak çizilebilir'

ALMANYA'NIN Ulm kentinde önceki gün bir konferans veren uzay ve geçmişin sırlarını araştıran yazar Erich von Daeniken, Türk denizcisi ve haritacısı Piri Reis'in uzay yolculuğuna çıktığını ve uzaylılarla iletişim kurduğunu ileri sürdü. 67 yaşındaki Daeniken, Türk kaptanlarının en bilgelerinden biri olan Piri Reis'in, keşfedilmesinden çok zaman önce Antarktika kıtasından haberdar olduğuna işaret etti. 

UZAYLILARIN İZİ 

Bu iddiaya kitaplarında da yer veren Daeniken şöyle konuştu: 'Şu anda Topkapı Sarayı'nda saklanan 1513 tarihli haritada koskoca bir kıta, Antarktika çizilmiş... Piri Reis bu haritayı, eskicide bulduğu diğer haritalarla birleştirerek çizdiğini söylüyor!.. On bin yıl öncesinin insanı için uzay yolculuğu bir sorun değil, bir gerçekti. Bunun kanıtı; karanlık geçmişte tanrıların bıraktıkları ve bugün anlamını çözmeye çalıştığımız sayısız izdir... Piri Reis'in haritası da bu izlerden biridir.' 

Sadece kendisinin değil, Pluto ve Herodot'un da 'dünya dışı varlıklardan' söz ettiğini savunan İsviçre doğumlu Daeniken, 'Mısır piramitleri de dünya dışı varlıklar tarafından yapıldı... İçinde de dünyayı ileriye götürecek değerli kitaplar saklı' dedi. Erich von Daeniken son 30 yıldan bu yana 32 dile çevrilen 26 kitap kaleme aldı. 'Tanrıların Arabası, Yıldızlara Dönüş, Taş Devri Bildiğiniz Gibi Değildi, Tohum ve Evren, Tanrıların Çocukları, Kiribati'ye Yolculuk, Sfenks'in Gözleri, Zeus Adına' gibi kitaplar başlıca yapıtları arasında. 

Kaynak: Star gazetesi / IŞIN GREINER/ ALMANYA- 
06/12/2002 09:46

Türk gemilerinin Karadeniz, Ege ve Akdeniz'den başka Kızıldeniz'i de bir Türk gölü haline getirdiklerini, Bati Hindistan kıyılarında sancak dalgalandırdıklarını görmüştük.
Hint seferine çıkan ünlü deniz kumandanlarından biri de Piri Reistir. Pirî Reis Hint seferine 30 kadar gemi ile çıkmıştı. Herhangi bir fetih gerçekleştiremedi ama Türk gemilerinin Hint Okyanusu'nda büyük bir güç olduğunu gösterdi.

Fakat Hürmüz'ü kuşatan Pirî Reis'in burasını ele geçirmeden kuşatmayı kaldırması hoş karşılanmadı ve azline sebep oldu.

Pirî Reis’in en önemli yani bir coğrafya ve kartografa bilgini olmasıdır. Pirî Reis'ten sonra Süveyş Kaptan-i Deryalığına Murad Reis tayin edildi. Murad Reis de kısa süre sonra görevden alindi ve yerine Seydi Ali Reis getirildi. Seydi Ali Reis, Gucerat'a kadar üç yıl süren bir sefer düzenledi. Portekiz donanmasıyla savaşarak, Hint Okyanusu'nun azgın dalgalarıyla mücadele ederek geçen bu maceralı seferde de herhangi bir fetih olmadı. Fakat bu sefer Türk gemilerinin dünyanın bütün denizlerine açıldığını gösteren başka bir olaydır.

Kanunî Sultan Süleyman zamanında Habeşistan (Etiyopya)'da Türk hâkimiyetine alınmıştır. Süleyman Paşa’nın Hindistan seferine katılan kumandanlardan biri olan Özdemir Bey (sonra pasa oldu) daha sonra Nil'den güneye inerek Nübya'ya (Sudan'a) ulaşmış, buradan doğuya yönelmiş, Eritre, Somali ve Habeşistan’ın önemli bölgelerini ‘ele geçirmiştir. Bu bölgeler önce Mısır beylerbeyliğine bağlandı, fakat daha sonra Habeşistan beylerbeyliği haline getirilerek, Özdemir Bey, pasa rütbesiyle Habeş beylerbeyi oldu.

Habeşistan’ın Hıristiyan kralı bir yıl kadar sonra Portekizlilerin yardımı ile Türk hâkimiyetinden kurtulmak isteyince, Özdemir Pasa 30 bin kişilik bir kuvvetle Habeşistan fetihlerine başladı. Bu harekât sırasında Nil'in kaynağına doğru ilerleyerek nehrin iki yanında kaleler yaptırdı. Böylece beyazların ilk defa ayak bastığı bu yerlerde Türk hâkimiyetini kurdu. Bu putperestler diyarına saray, mescid, cami ve çeşitli yapılarla medeniyet getirmeye çalıştı.

Habeşistan beylerbeyliği 7 yıl süren Özdemir Pasa, bir tropikal hastalığa yakalanarak öldü (1560). Cenazesi, Habeşistan’ın (Etyopya'nın) Kızıldeniz kıyısındaki Massava şehrine gömüldü ve yerine oğlu Osman Pasa tayin edildi.


.....

..

....

lütfen paylaşalım