foto1
İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi
foto1
Açıklamalı ata sözleri ve deyimler
foto1
Biyografiler Ünlü kişiler şahıslar
foto1
İl İl Anadolu efsaneleri söylenceleri
foto1
Okullarda kutlanılan belirli günler ve haftalar
Açıklamalı atasözleri, deyimler, dokuman, bilmece, kantin okul aile birliği servis denetim formları, öğretmen şiir, anı, atama, mevzuat, genelge yönerge duyuru kanun belge Amerika’nın keşfi öğretmene gerekli not link dokuman biyografi Anadolu efsaneleri stresi yenmek verimli ders sınavlar soru yazılı zümre eba plan rehberlik burs aday öğretmen sivil savunma yangın önleme müdür öğretmen denetimi oyun yuz eser güzel sözler Türk devletleri soykırım deprem trafik orucu bozan şeyler üç aylar 54- 32 farz bilmece arşiv gorev dağılımı okulda çocuk oyunları yazılım donanım usb win7 kurulumu.Read More...

Okul Yolu

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

...

.

web

site ekle site ekle

Ecel gelmiş cihane baş ağrısı bahane. Ecel geldikten sonra paha ne çoktur. Ama hiç biride ölüme çare değildir.

Ecel teri dökmek: Tehlikeli bir durum karşısında zor anlar yaşamak.

Eceli gelmiş köpek cami duvarına işer. İnsanların kutsal saydığı şeylere hakaret eden onları aşağılayan artık her türlü cezayı hak etmiş demektir.

Edebi edepsizden öğren. Ahlaksız insanların yaptıklarını ve karşılaştıkları durumları düşünerek hareketlerini davranışlarını düzenle.

Eden bulur, bulan almaz, kısas kıyamete kalmaz. Başkasına kötülük yapan mutlaka karşılığını görür, cezasını bulur. Kimsenin ahı yerde kalmaz. Kıyamete kadar kalmaz.

Eden bulur, sanma kalır, bir gün olur vahtı gelir. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz, bir gün gelir yaptığının hesabını sorulur.

Eden bulur. Kişi başkalarına ne yaparsa karşılığını bulur. İyilik yaparsa oda iyilik görür kötülük yaparsa bir gün oda kötülük görür.

Eden kurtulmuş, diyen kurtulmamış. Bir suçu işleyen kişi ne yapar ne eder kurtulur da bunu görüp tanıklık eden başkalarına anlatan kolay kolay kurtulamaz. Başı derde girer.

Edirne'de ırmak akar, Bursa'nın dağı amber kokar, İstanbul'dan irfan çıkar. Her yerin özellikleri kendine göre Edirne suyu bol ırmakları bol akar, Bursa’nın dağları çiçekleri amber kokusu yayar, İstanbul’dan ise eğitim imkânları okulları kültürü ile ilim irfan sahibi kişiler çıkar.

Efkâr dağıtmak: Sıkıntıdan darlıktan uzaklaşmak için eylemde bulunmak

Eğilen baş kesilmez. Hatasını anlayıp özür dilemesini bileni affetmek gerekir.

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Yaptığı işlere hile karıştırmayı alışkanlık haline getirenden doğru dürüst iş yapması beklenemez.

Eğri kapının eğrisi mahallenin doğrusu. Şu dünyanın hali evinde en üçkâğıtçı hilekâr yalancı kişi dışarıya kendini en doğru kişi olarak gösterir.

Ek tohumun hasını çekme yiyecek yasını. Eğer bahçenden iyi ürün almak istiyorsa tarlana kaliteli tohum ekmelisin. Kaliteli tohum ekmeli ki tarlandan bol ve kaliteli mahsul alasın başın dertsiz olsun.

Eken biçer konan geçer. Her şey hareket halindedir hiçbir şey yerinde sabit durmaz. Ekin eken sezon sonu mahsulünü alır. Yolcu vakti gelince yoluna gider. İnsan ömrü dolunca vefat eder.

Ekenek olmayınca dikenek olmaz. Nasıl ki toprağa tohum ekmezsek ürün olmazsa aynı şekilde İnsan yan gelip yatar bir iş yapmayınca çalışmayınca karşılığında da bir şey elde edemez. Bir şey kazanmak istiyorsak çalışmalı gayret etmeliyiz. Tembel tembel beklemeliyiz.

Ekmek kapısı: Geçimini sağladığı yer

Ekmek teknesi: Geçim için çalıştığı yeri. Geçimini sağladığı işyeri işi.

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmekte üste ver. İşi ustasına ver pahalı olursa olsun gerektiğinde fazlada öde ki yapılan işten memnun kalasın.

Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur. İnsan bir şeyin en iyisine sahip olmak istiyorsa ona göre malzeme bulmayı harcama yapmayı da göze almalıdır.

Ekmeğine yağ sürmek: Farkına varmadan birinin işine gelecek şekilde konuşmak

Ekmek çiğnemeyince yutulmaz. Emek vermeden hiçbir şey olmaz en basit iş ekmek bile ağızda çiğnenmedikçe yutulmaz.

Ekmek elden su gölden: Hiç masraf etmeden yaşamak, Başkalarının sırtından geçinmek.

Ekmek mayadan, kız anadan olur. Nasıl ki iyi ekmek olabilmesi için hamurun iyi mayalanması gerekirse kızın iyi bir şekilde yetişmesi için de anasının iyi huylu olması ve kızını iyi yetiştirmesi gerekir.

El bağlamak: Saygılı olmak, saygı göstermek

El adamı cömert der maldan eder, yiğit der candan eder. İnsan başkalarının ağzına bakıp dolduruşa gelmemelidir. Başkaları cömert der elindeki malını harcatır, işine gelir, ne yiğit adam der düşman üzerine salar, kavgaya salar canından eder.

El adamın öğüdünü verir, ekmeğini vermez. Başkaları insana ancak nasihat eder, akıl verir ama hiçbir zaman ekmek vermez. Karnını doyurmaz.

El atına binen köy ortasında kalır. İnsan başkasına güvenerek bir iş yapmaya kalkarsa iş yarı yolda kalır. Bitirilemez.

El basmak: Kur’an üzerine yemin etmek

El birliği: Bir işin yapılması için birkaç kişinin bir araya gelmesi

El çekmek: Vaz geçmek

El ağzıyla kuş tutma. Başkasının lafına bakarak bir işe kalkışma sonra pişman olursun.

El değmemek: Hiç kullanılmamış çok taze

El elden üstündür. İnsan ne kadar maharetli ne kadar becerikli olursa olsun mutlaka kendinden daha becerikli insanlar da vardır.

El eli yıkar el de yüzü yıkar. İnsanlar birbirleri ile dayanışma ve yardımlaşma içinde olurlarsa zamanla başkaları da onları örnek alıp aynı güzel adetleri devam ettirirler.

El elin eşeğini türkü çağıra çağıra arar. Başkaları senin işini ancak kendi keyfine göre yapar. Kimseye güvenip işini havale etme.

El elin nesine gülerek gider yasına. Kişi yaşayışı ve huzur için geçimi için kimseye ümit etmemeli her şeyden önce kendine güvenmeli.

El eliyle yılan tut, onu da yalan tut. Kişi kendisi için önemli olan bir işi başkasının demesi ile değil kendi isteğiyle yapmalıdır. Başkasının isteğiyle ancak yılan tutulur onunda aslı astarı yoktur sadece bir espridir.

El etek öpmekle, dudak aşınmaz. İnsan büyüğüne saygı göstermekle bir zarar görmez.

El için ağlayan gözden, yar için ağlayan dizden olur. İnsan eşi dostu başkaları için çok üzülüp aşırı ağlarsa gözünde olur. Sevdiği için ağlayan ise dizini dövmekten harap eder.

El için eşeğinin kuyruğunu kesme, kimi uzun der kimi kısa. Başkaları istedi diye kedi işini düzenlemeye kalkma her kafadan ayrı bir ses ayrı bir yorum çıkar. Sen kendi işini kendine göre yap.

El için kuyu kazan evvela kendi düşer. Başkalarına kötülük için hile yapanlar tuzak kuranlar kuyu kazanlar gün olur kazdıkları kuyuya kendileri düşerler.

El kapısı demirden leblebi, yiyebilene aşk olsun. Başkasının işinde çalışmak başkasına hizmet edip para kazanmak zor iştir. Bunu başarabilen büyük insandır. Bu herkesin yapabileceği iş değildir.

El üstünde gömlek eskimez. Emanet olarak şey dikkatle korunur daha sonra da geri verilir. Ona bir şey olmaz. Borç para da böyledir.

El vergisi, gönül sevgisi. Birisi bize bir şey hediye verirse bizimde ona karşı gönlümüzde bir sevgi oluşur.

El yarası unutulur dil yarası unutulmaz. İnsana fiziki olarak verilen zarar veya insana bir aletle verile yapılan saldırıyla oluşan yara iyileşir ama söylenen ağır söz kolay kolay unutulmaz.

Eli ağzına yetmemek. Kendine yeterli olmamak. Kendi ihtiyacını karşılayamayacak durumda olmak

Eli açık: Cömert, Cimri olmayan

Eli çabuk: Hızlı çalışan

Eli ekmek tutmak: İş sahibi olmak, kendini idare edecek bir işe sahip olmak

Eli hafif: Diş hekimi veya hemşire gibi yaptığı işte karşısındakine acı eziyet vermeyen

Eli sıkı: Harcama yaparken çok harcama yapmayan cimri

Eli uzun: Hırsız.

Eli yatmamak: İşi bir türlü becerememek

Eli yatkın: Becerikli

Eli yüzü düzgün: Güzel yakışıklı

Elifi görse mertek sanır: Hiç bir şeyden anlamayan okuma yazma bilmeyen

Elçiye zeval olmaz. Sadece kendisine verilen görevi yerine getirmekle görevli olan kişiye söylediği işimize gelmese bile kötü davranılmaz çünkü o sadece bir elçidir. Kendisine verilen görevi yerine getiriyor.

Elde bulunan beyde bulunmaz. Herkes beyi veya varlıklı zengin olanları her şeyi bulunur hiçbir şeye ihtiyacı yoktur zanneder. Hâlbuki öyle şeyler olur ki beyde bulunmaz ama normal birçok insanda bulunur.

Ele uyan eşini tez boşar. Başkasının lafı ile iş yapanlar çok kısa zamanda yanılırlar. Yaptıkları yanlışla da kendilerine zarar verirler.

Ele verir talkını kendi yutar salkımı. Yenecek şeyin çok küçük bir kısmını başkalarına verirken asıl önemli bölümünü kendisi yer.

.....

..

....

lütfen paylaşalım